VAHİY ÜRÜNÜ (!) KASİDE-İ CELCELÛTİYE ve Hz. ALİ’NİN SAİD NURSİ’Yİ ÇAĞLAR ÖNCESİNDEN HABER VERMESİ.  

 

Kaside şahsi bir münacat olup, klasik besmele, hamdele, salvele ile başlıyor. Yazar esmau’l-hüsna hürmetine Allah’tan bir takım isteklerde bulunuyor. 13.beyitte “Bir araya getirilmiş hece harflerinin hakkı için beni maksadıma ve her türlü ihtiyaçlarıma erdir.” denilerek bu kasidenin bir ilm-i havass işi olduğu anlaşılmaktadır. 14. Beyitte ise “Azimetim’in içine emanet olarak bırakılan harflerin sırrı (hürmetine)!” denilerek bunun bir azimet/muska olduğu iyice anlaşılmaktadır. 23.beyitte “Ey celal Sahibi; “Kün”ün Kef’i hürmetine beni koru!” denilmekte. Yani muskacımız “Kef” harfinin havası (gücü) ne ise, onun hassasından yararlanmak istiyor. 27. Beyitte muskacı “İsm-i Azamınla galattan / guluvvdan (hata yapmaktan, aşırıya gitmekten) (Sana) sığındım!” dese de bu ism-i azam masalı hem İsrailiyat, hem de tam bir guluvv örneğidir. Allah’ın isimlerinde ilhada gitmektir. Allah’ın zatını bırakıp, O’nun isimlerine uluhiyet vermektir. O’nun isimlerinde bir takım tanrısal güçler var olduğunu vehmetmektir. 28. Beyit “Herkesin gönlünün bana çevrilmesini sağla! (Beni onlara sevdir!) Şelmehet (selam?) ile bana makbuliyet elbisesi giydir! (Beni onlara kabul ettir) Said Nursi bunun yerine şöyle dermiş; “Dünyadaki herkesin kalbini toptan Risale-i Nûr’a ısındır ve Şelmehet (selam?) ile onu kabul ettir!

Okumaya devam…