KOZMOLOJİK KIYAMET; EVRENİN ÖLÜMÜ

EVRENİN ÖLÜMÜ

 

Nasrettin Hoca komşusundan ödünç aldığı kazanın öldüğünü söyleyince komşusu bozulmuş, Yapma Hoca! ‘Koca kazan ölür mü?’ Hoca cevabı patlatmış, ‘Yahu kardeşim! Kazanın doğurduğuna inanıyorsun da, öldüğüne niye inanmıyorsun? Aynen böyle. Evrenin yaratıldığına, doğduğuna inanan, ölümüne de hazırlıklı olmalıdır.

Okumaya devam…

Fethullah Gülen ve Nur-u Muhammedî Nazariyesi

Fethullah Gülen ve Nur-u Muhammedî Nazariyesi

İran Maniheizmi ve gnostik (irfanî) akımlarda nur ve zulmet sembolizmi, dualizmi merkezi bir yer işgal eder. İsa’nın “Ben dünyanın nuruyum” [Yuhanna, 8/12] sözü bu mistik akımın tezahürüdür. Müslüman kisvesi altında icra-i faaliyet yapan Maniheistler (Zerdüştler) “Âlemin ilkesi nurdur” gibi söylemler geliştirmişlerdir.[1]

Okumaya devam…

Tasavvuf’un İslam Sonrası Kaynaklarından İhvan-ı Safa;

İhvan-ı Safa;

İslam dünyasını büyük ölçüde etkilemiş olan İhvan-ı Safa [1]; H.4 yüzyılda Basra’da ortaya çıkmış, dinî, felsefî, siyasî ve ilmî amaçları olan, faaliyetlerini gizli olarak sürdürmüş organize bir topluluktur.[2] İhvan-ı Safa tanınmadan ne Tasavvuf, ne Felsefe, ne de Bâtınîlik tanınabilir.

Okumaya devam…

Sufilerin Âlemleri, Âlem-i Misal ve Âlem-i Berzah / Platon’un Felsefesi ve Bize Tesirleri;

Sufilerin Âlemleri, Âlem-i Misal ve Âlem-i Berzah

Âlem-i Misal ne demektir, İslam’da ve hakikatte böyle bir âlem var mıdır? Âlem-i Misal, Platon’un ideaları ve Ayan-ı Sabite ile aynı mıdır, yoksa ayrı ayrı şeyler midir?

Okumaya devam…

İmam Rabbani, Vahdet-i şuhud.

İmam Rabbanî

 

İmam Rabbanî, (1034/1624) de Nakşîlikte ıslahata girişmiştir. Daimi bir istiğrak haline girdiği sırada hocası Bakîbillah ile mektuplaşmaya başlayacak ve 536 mektuptan oluşan ‘Mektubat’ adlı eserini yazacaktır. İlk önce vahdet-i vücuda bağlı iken, sonraları vahdet-i şühud’a geçmiştir. Kendi ifadesine göre zilliyyet, ordan da abdiyyet makamına ulaşmıştır.

Okumaya devam…

RUHANİYET / RUHÇULUK / ANİMİZM

Ruhaniyet Denilen Şey Neyin Nesidir?

Günümüz müşriklerinin en görünür alamet-i farika’larından biri de, Peygamberin, ölmüş veya diri evliyanın ruhaniyetinden yardım istemeleridir. Nedir bu ruhaniyet? Nasıl bir şeydir? Ruhundan da demiyorlar. Peygamberin, şehitlerin, evliyanın, salih kulların ruhları güya her yerde hazır ve nâzır imiş! Bu ruhaniyetler de, insanlara himmet edip, yardımına koşuyormuş(!) Turkcell hattı gibi mübarekler! Çekmedikleri yer yok.

Okumaya devam…