İsrâfil Balcı’nın “İsrâ ve Miraç Gerçeği” Kitabı Üzerine Bir Kitap Eleştirisi

İsrâfil Balcı’nın “İsrâ ve Miraç Gerçeği” Kitabı Üzerine Bir Kitap Eleştirisi

İsrâfil Balcı’nın Ankara Okulu yayınlarından çıkan 479 sahifelik, 2014/ II.Basım kitabına dair bir eleştiri yazısıdır.

Okumaya devam…

İlm-i Huruf ve Havass / Şeytanat ilimleri

İlm-i Huruf;

Huruf ilmi; harflerle ve rakamlarla tabiat ve hadiseleri etkileme gücünün bulunduğu veya bunlarla geleceğin önceden bilinebileceğini söyleyen bir ilimdir.[1] Bu Huruf ilmi, tamamıyla Hermetik kültüre, Pisagorculuğa, Kabalaizme, Sâbiiliğe ve Hind menşeli kitaplara dayanır. Hurufilik, M.Ö. 3.yüzyılda ortaya çıkan Helenistik ve Gnostik renkler taşıyan Sır dinlerinde ortaya çıkmıştır. Bu dinler Grek harflerine sayısal değerler yükleyerek bir takım kehanet formülleri geliştirmişlerdir.

Okumaya devam…

CENNETİN KADINLARI

CENNETİN KADINLARI

Cinsellik insanın en önemli içgüdülerinden biridir. Yemek, içmek, uyumak vs. gibi, cinsi tatmin /doyum insanın doğal /fıtri hasletlerindendir. İnsanların çoğu bu arzularını dünyada tam karşılayamamakta, haliyle ideal bir ortam olan cennette, cennet kadınlarıyla gerçekleştirmeyi hayal etmektedir. Bu fıtrîdir. Allah da insanların bu umumi arzularını cennetinde, cennete ve onun fazlına yakışır biçimde karşılayacağını vaad etmiştir.

Okumaya devam…

Said-i Nursi

 Said Nursî

 

Said Nursî özetle; yazdıklarının kendisinden olmadığını, vahyin menbaı olan Resulullah’ın ilhamı ve telkini ile olduğunu söyler. Eserleri eşine rastlanmayan sonsuz kemal ve ulvî feyz içerdiğinden Resulullahın hissesi ve kudsî tasarrufu ile olduğu aşikârdır. Hiç bir tahsil yapmamış, sadece üç aylık bir tahsil hayatı olmasına rağmen, öncekilerin ve sonrakilerin ilimlerine, ledünnî ilimlere, eşyanın hakikatına, kâinatın esrarına ve ilâhî hikmete varis kılınmış olup böyle yüce bir mazhariyete kimseler nail olmamıştır. Böyle harikulade bir ilim asla görülmemiştir. Kendisi yüce ahlakî meziyetleri ile bir yaratılış mucizesidir. O bedenlenmiş bir inayet ve mutlak bir Allah vergisidir. Harikalar sahibi Said Nursî, daha büluğa ermeden bir allame olarak tüm ilim dünyasına meydan okumuş, münazara yaptığı tüm ilim erbabını susturmuş, tüm sorulara hiç tereddüt etmeden cevap vermiş, daha 14 yaşında üstadlık payesini taşımış ve hakkıyla ‘Bedîuzzaman’ ünvanını almıştır. Böyle bir zat elbette Peygamberin en yüksek iltifatına mazhar ve en yüksek himaye ve himmete naildir. Tüm bunlar onun peygamberin emir ve fermanıyla yürüyen ve tasarrufuyla hareket eden birisi olduğunun kanıtıdır. Kur’ân ve hadisin matematiksel işaretleri kendisini göstermektedir, Said Nursî’nin, Hz.Muhammed’in risaletinin parlak bir aynası ve meyvesi olduğunda hiçbir şüphe yoktur. [15.Şua]

Okumaya devam…

KIYAMET ALAMETLERİNDEN MEHDİ, DECCAL VE NUZUL-Ü İSA MESELESİ

DECCAL

İslamiyet’te deccal inancı, tamamıyla Yahudilik ve Hıristiyanlıktan hadis kültürü ile geçmiş bir İsrailiyat ve Mesîhiyyat’tır. Onlara da eski Babil ve İran mitolojilerinden geçmiştir. Yahudiler ve Hıristiyanlar düşmanlarına deccal derler. İncil’de onlarca yerde geçer. İncil’e göre; Deccal, İsa’nın dünyaya ikinci gelişinden önce şeytanî, olağanüstü güçleri olan, tanrılık iddiasında bulunan birisidir. Mesih yeryüzüne ikinci kez döndüğünde onu etkisiz hale getirir. [1] İncillerdeki bir gözü kör, şaşı, her türlü melaneti işleyen bu hain ve çirkin dev / canavar anlayışı aynen bize intikal etmiş olmalıdır.

Okumaya devam…

KOZMOLOJİK KIYAMET; EVRENİN ÖLÜMÜ

EVRENİN ÖLÜMÜ

 

Nasrettin Hoca komşusundan ödünç aldığı kazanın öldüğünü söyleyince komşusu bozulmuş, Yapma Hoca! ‘Koca kazan ölür mü?’ Hoca cevabı patlatmış, ‘Yahu kardeşim! Kazanın doğurduğuna inanıyorsun da, öldüğüne niye inanmıyorsun? Aynen böyle. Evrenin yaratıldığına, doğduğuna inanan, ölümüne de hazırlıklı olmalıdır.

Okumaya devam…

Fethullah Gülen ve Nur-u Muhammedî Nazariyesi

Fethullah Gülen ve Nur-u Muhammedî Nazariyesi

İran Maniheizmi ve gnostik (irfanî) akımlarda nur ve zulmet sembolizmi, dualizmi merkezi bir yer işgal eder. İsa’nın “Ben dünyanın nuruyum” [Yuhanna, 8/12] sözü bu mistik akımın tezahürüdür. Müslüman kisvesi altında icra-i faaliyet yapan Maniheistler (Zerdüştler) “Âlemin ilkesi nurdur” gibi söylemler geliştirmişlerdir.[1]

Okumaya devam…