Mevlana Celaleddin Rûmî;

Anadolu İslamı

Bugün halkımız, “Türkiye dindarlığı” ile iftihar eder. Bizim Mevlana’mız ve Yunus Emre’miz var, biz İslamı en iyi anlayan ve yaşayan bir milletiz diye övünürüz. Özellikle TRT yıllarca dini proğramlarda Mevlana ve Yunus’u işlemiştir. Şimdi bu iki zatı farklı bir açıdan ele alalım!

Okumaya devam…

İnsanın Ruh’u Var mıdır?

İnsanın Ruh’u Var mıdır?

İnsan genellikle bildiklerinden emindir. Doğru bildiğini zannettiklerini nadiren sorgular. Hele bir konuda insanlar arasında geçmişi çok eskilere uzanan bir fikir birliği / konsensüs oluşmuşsa kimse doğru bilinenleri sorgulama cesaretini kendinde bulamaz. Ruh konusu da bunlardan biridir. İnsan doğasının madde ve ruh olarak birbirlerinden ayrı iki cevherden mi, yoksa bir tek maddi cevherden mi oluştuğu sorunu, insanlık tarihi kadar eski bir tartışma konusudur.

Okumaya devam…

Uzayda Hayat Var mı?

Uzayda Hayat Var mı?

Soruya bak! Ne kadar da sıradan! Uzay çağında yaşıyoruz ku­zum, etrafımızda bu kadar UFO’ lar, vızır vızır dolaşırken, ada­m çıkmış, “Uzayda hayat var mı?” diye başlık atmış. Hem de bi­limsel olduğunu iddia ettiği kitabına, diyenleriniz olabilir.

Okumaya devam…

13,5 Milyar Yıllık Bekleyiş ve Mutlu Son

13,5 Milyar Yıllık Bekleyiş ve Mutlu Son

Modern kozmoloji kurulup ortaya çıkalı yüz yıl olmaması­na rağmen, düşüncelerimizde büyük değişiklikler oluşturmuştur. Evrene ve zamana bir başlangıç vermiş, Kozmoz’un yaratıldığını kör gözlere bile gösterebilmiş, Kâinatın yaratılı­şından kalan kozmik fon radyasyonunu radyo dalgası olarak dinletmiştir. Modern kozmoloji bize en yakın Próxima Centauri Yıl­dızı; 4,3 ışık yılı en yakın galaksi; 2 milyon ışık yılı uzakta, en uzak galaksi­lerin ise 12 milyar ışık yılı uzaklıkta olduğunu, karadeliklerin maddeyi ve uzayı dev birer elektrikli süpürge gibi yuttuklarını göstermiştir.

Okumaya devam…

Koca Gazali’yi Nasıl Bilir siniz?

Gazali

Yazdığı eserlerle Müslümanları en çok etkileyen âlimdir. Bazılarına göre; Hüccet’ül-İslam/ İslam’ın delili’dir. Bazılarına göre de; ‘Hüccet’üs-Sûfiyyîn/ Sûfîlerin delilidir. 40 yaşından sonra tasavvufa yönelmiştir. O zamana kadar İslam’ın dışında kabul edilen tasavvuf İslam’a dâhil etti. Tasavvuf onunla meşruiyet kazandı. Tasavvufu İslam’a yaklaştırmadı. Tam aksine şeriatı tasavvufa yaklaştırdı. Yani tasavvufun İslam dışı kaynaklardan gelen düşünceleriyle mücadele edeceği yerde, İslam’ı eğdi, büktü, İslam’ı tasavvuf terminolojisi ile ifade etti. Gazalinin o büyük şöhreti hatırına tasavvuf bundan sonra Ehl-i Sünnet içinde görülmeye başlanacaktır.

Okumaya devam…

Rasulullah’ın Şefaati Var mı?

Şefaat; kelime olarak ‘şef’un’dan türemiş olup, ‘tek olanın zıddı, çift olmak’ anlamına gelir. Fiil olarak ‘şe-fe-a’; aracı olma, araya girme, müdahale etme anlamına gelir. Şefaat; birini kurtarmak ya da birine yarar sağlamak maksadıyla bir büyüğün nezdinde ‘aracı’ olmak, suçlunun suçunu affettirmek için talepte bulunmak demektir.

Okumaya devam…

Gnostisizm;

Biliyorum, bu tür yabancı kelimeler okuyucunun canını sıkar. Nasıl fizik kitaplarındaki her bir formül okurların yarısının kitabı bir kenara atmasına neden oluyorsa, bu tür kelimeler de genel okuyucuyu rahatsız eder. Ama birazcık sabrederlerse bu tür yabancı kelimelerin bizdeki bazı kavramlarla eldiven ile el gibi uyuştuğunu göreceklerdir. Biraz daha dikkat ederlerse tasavvuf ile Gnostisizm arasında benzerlikleri yakalamakta zorlanmaz! Ta ki; tasavvufun İslami değil, “insani” olduğunu, köklerinin ilk çağlara kadar uzandığını ve varlığını günümüzde nerelerde devam ettirdiğini görene kadar!

Okumaya devam…