Koca Gazali’yi Nasıl Bilir siniz?

Gazali

Yazdığı eserlerle Müslümanları en çok etkileyen âlimdir. Bazılarına göre; Hüccet’ül-İslam/ İslam’ın delili’dir. Bazılarına göre de; ‘Hüccet’üs-Sûfiyyîn/ Sûfîlerin delilidir. 40 yaşından sonra tasavvufa yönelmiştir. O zamana kadar İslam’ın dışında kabul edilen tasavvuf İslam’a dâhil etti. Tasavvuf onunla meşruiyet kazandı. Tasavvufu İslam’a yaklaştırmadı. Tam aksine şeriatı tasavvufa yaklaştırdı. Yani tasavvufun İslam dışı kaynaklardan gelen düşünceleriyle mücadele edeceği yerde, İslam’ı eğdi, büktü, İslam’ı tasavvuf terminolojisi ile ifade etti. Gazalinin o büyük şöhreti hatırına tasavvuf bundan sonra Ehl-i Sünnet içinde görülmeye başlanacaktır.

Okumaya devam…

Rasulullah’ın Şefaati Var mı?

Şefaat; kelime olarak ‘şef’un’dan türemiş olup, ‘tek olanın zıddı, çift olmak’ anlamına gelir. Fiil olarak ‘şe-fe-a’; aracı olma, araya girme, müdahale etme anlamına gelir. Şefaat; birini kurtarmak ya da birine yarar sağlamak maksadıyla bir büyüğün nezdinde ‘aracı’ olmak, suçlunun suçunu affettirmek için talepte bulunmak demektir.

Okumaya devam…

Gnostisizm;

Biliyorum, bu tür yabancı kelimeler okuyucunun canını sıkar. Nasıl fizik kitaplarındaki her bir formül okurların yarısının kitabı bir kenara atmasına neden oluyorsa, bu tür kelimeler de genel okuyucuyu rahatsız eder. Ama birazcık sabrederlerse bu tür yabancı kelimelerin bizdeki bazı kavramlarla eldiven ile el gibi uyuştuğunu göreceklerdir. Biraz daha dikkat ederlerse tasavvuf ile Gnostisizm arasında benzerlikleri yakalamakta zorlanmaz! Ta ki; tasavvufun İslami değil, “insani” olduğunu, köklerinin ilk çağlara kadar uzandığını ve varlığını günümüzde nerelerde devam ettirdiğini görene kadar!

Okumaya devam…

İslam Dünyasında İtikadi ve Siyasi Sapmadan Sonra Yaşanan Tasavvufi Sapma;

İslam Dünyasında Tasavvufa Ortam Hazırlayan Sebepler;

Ümeyye oğulları, Abbas oğulları ve Ehl-i beyt taraftarları arasında yüzyılı aşkın süren, bitmek bilmeyen taht kavgaları, siyasi hırslar, dökülen yüz binlerce masum Müslümanın kanı bazı Müslümanları ümitsizliğe sevketmiş, bu dünyanın çivisi çıkmış dedirtmiş, onları dünyadan soğutmuştu. İnsanların mal, saltanat, kavmiyet mücadelesi içinde olduklarını gören, toplumda adalet ve eşitlikten bir ölçüde de olsa ümidini kesen bu kimseler kabuklarına çekilmişlerdir.

Okumaya devam…

Şamanizm Ölmedi, İçimizde Yaşıyor!

 

Türk halk İslam’ı; Yesevilik, Kalenderilik, Bektaşilik, Nakşîlik, Kadirilik, Mevlevilik vs. gibi Sünni veya gayr-i Sünni bir çok tarikat tarafından oluşturulmuş, pek de kitabî olmayan bir dindir. Bu kültürel folk İslam’da pek medrese mezunu fakihler, kelamcılar bulunmaz. Daha çok uçanlar-kaçanlar, ermişler-pişmişler, efsaneler, mitolojik kahramanlar vardır. Türk halkı âlimlerin peşinden değil, Ahmet Yesevî, Şah-ı Nakşîbendî, Abdulkadir Geylani, Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre ve Mevlana gibi dervişlerin peşine takılmıştır.[1]

Okumaya devam…

PEYGAMBERİ DOĞRU ANLAMAK

Peygamber deyince ilk aklınıza gelen nedir? Sakal bırakmak, sarık sarmak, cübbe giymek, oturarak yemek yemek, misvak kullanmak ya da namazın sünnetleri, Öyle değil mi? Biz peygamberin sakal-ı şerifini, hırka-i saadetini, şemail-i şerifini öne çıkardık. Yeryüzünü, gökyüzünü mucizât-ı ahmediyye ile doldurduk. Lakin onun risaletini, getirdiği ölümsüz ilkeleri göz ardı ettik. İnsanlar hırkasını ziyaret için birbirlerini çiğniyor. Lakin onun Kur’an’ı uygulama metoduna, sünnet-i seniyyesine, sırtlarını dönüyorlar. Hz. Aişe annemize iftira atan, sonrada öldükten sonra peygamberin gömleği ile kefenlenmeyi tavsiye eden Abdullah b. Ubeyy’e halimiz ne kadar da benziyor. İslamı bin bir hurafe ve iftira ile dolduruyoruz, sonra da onun sakalını öperek paçayı kurtarmaya çalışıyoruz. Okumaya devam…